İMAN EDENLER TARİH BOYUNCA HEP AZ SAYIDA OLMUŞTUR
C:\Users\kişi\Desktop\My Pictures\PHTSHP-MANZARA\balkon_manzara1.jpg


Tarih boyunca, elçilerin tebliğlerine kulak veren ve iman eden insanlar Allah’ın sünneti gereği hep az sayıda olmuştur. Yüce Allah Şuara Suresi’nde bir çok ayette, iman etmeyip elçileri yalancılık ya da büyücülükle suçlayan, elçilerin yaptığı tebliğden yüz çeviren kavimlerin helakını ve elçiye uyan az sayıda müminlerin kurtarılmalarını, Kuran’ın eşsiz edebi anlatımıyla haber vermektedir:


Sonunda onu yalanladılar, böylece onları o gölgelik-gününün azabı yakaladı. Gerçekten o, büyük bir günün azabıydı.Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler. Ve şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir. (Şuara Suresi, 189-190-191)

Sapkın Lut kavmi de ‘uyarılıp-korkutulanların yağmuru’yla yerle bir edilmişlerdir. Sadece Hz.Lut ve ‘bir ev halkı’ kadar az sayıdaki mümin kurtarılmıştır. Hz.Lut’un iman etmeyen karısı da geride kalıp helak edilenler arasında kalmıştır.

Bunun üzerine onu ve bütün ailesini kurtardık.
Yalnızca geri kalanlar içinde bir kocakarı hariç.
Sonra geride kalanları yerle bir ettik.
Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık; uyarılıp-korkutulanların yağmuru ne kötü.
Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler.
Ve şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır esirgeyendir. (Şuara Suresi, 170-171-172-173-174-175)

Hz.Nuh’ inananların sayısı da çok az olmuştur. Kuran’da 950 yıl kavmiyle yaşadığı bildirilen Hz. Nuh’un karısı ve oğlu da iman etmeyenler arasındadır.

Yüce Allah, Nuh kavmini tufan felaketiyle yakaladığında Hz. Nuh oğluna "Ey oğlum, bizimle birlikte bin ve kâfirlerle birlikte olma." (Hud Suresi, 42) şeklinde seslenir. Ancak oğlu Allah’a değil, yüksek dağlara sığınmayı seçmiştir.
Hz. Musa döneminde de Allah’ın sünneti tekrar etmektedir. Hz. Musa’nın Firavun’a yaptığı tebliğ sırasında, Allah’ın izniyle asasının yılana dönüşmesinin Allah’ın olağanüstü bir mucizesi olduğunu anlayan saraydaki sihirbazlar hemen secdeye kapanmışlardır. Bu olay Kuran’da şöyle bildirilmektedir:

Ve sihirbazlar secdeye kapandılar. “Alemlerin Rabbine iman ettik” dediler. “Musa’nın ve Harun’un Rabbine...” (Araf Suresi, 120-122)


Hz. Musa’ya da kendi kavminden bir grup genç dışında Mısır halkından iman eden olmamıştır. Bu durum Kuran’da şöyle bildirilmektedir:

Sonunda Musa’ya kendi kavminin bir zürriyetinden (gençlerinden)başka -Firavun ve önde gelen çevresinin kendilerini belalara çarptırmaları korkusuyla- iman eden olmadı. Çünkü Firavun, gerçekten yeryüzünde büyüklenen bir zorba ve gerçekten ölçüyü taşıranlardandı. (Yunus Suresi, 83)


Bu durum Hz. İsa'nın geldiği dönem için de geçerlidir. Hz. İsa'ya da az sayıdaki havarilerin iman ettikleri ve bunun dışında halktan ona inanan kimsenin olmadığı rivayetlerde de haber verilmektedir. Kuran'da Hz. İsa'ya inananların durumu şöyle bildirilmektedir:


Ey iman edenler, Allah'ın yardımcıları olun: Meryem oğlu İsa'nın havarilere: "Allah'a (yönelirken) benim yardımcılarım kimlerdir?" demesi gibi. Havariler de demişlerdi ki: "Allah'ın yardımcıları bizleriz." Böylece İsrailoğulları'ndan bir topluluk iman etmiş, bir topluluk da inkar etmişti... (Saff Suresi, 14)
Kuran'da, Kehf Suresi’nde kıssası anlatılan Ashab-ı Kehf adlı topluluğun da sayılarının çok az olduğu bildirilmektedir:


(Sonra gelen kuşaklar) Diyecekler ki: "Üç'tüler, onların dördüncüsü köpekleridir." Ve: "Beştiler, onların altıncısı köpekleridir" diyecekler. (Bu,) Bilinmeyene (gayba) taş atmaktır. "Yedidirler, onların sekizincisi köpekleridir" diyecekler. De ki: "Rabbim, onların sayısını daha iyi bilir, onları pek az (insan) dışında kimse bilemez." ... (Kehf Suresi, 22)


İnsanların elçilerden ve onların tebliğlerinden yüz çevirmelerinin birçok nedeni vardır. Bunlardan biri, elçilere ve çevrelerindeki müminlere atılan asılsız iftiralar ve insanların da bunlara inanmasıdır. İnkar edenler tarafından yalancılık, delilik, sapkınlık, büyücülük iftiralarıyla suçlanan müminlere yaklaşma konusunda çekimser kalan diğer insanlar açıktır ki büyük bir yanılgıya düşmüşlerdir.


Diğer bir neden, elçilerin getirdiği hak din nedeniyle, toplumda yerleşmiş hurafelerin ve her türlü batıl inanışın dayanaklarını kaybedeceğinden duyulan korkudur. Bu yüzden bütün elçiler, kurdukları batıl sistemin zarar göreceğinden endişe eden kişilerin iftiralarıyla karşılaşmışlardır.


Toplumda önde gelenlerin ya da toplumun genel baskısı da insanların tarih boyunca elçilerin ve iman sahiplerinin yanında olmalarını engellemiştir. Kuran’da bu konudaki örneklerden biri, Hz. Musa'ya "Firavun ve önde gelen çevresinin kendilerini belalara çarptırmaları korkusuyla" iman edenin olmadığıdır. İnsanlar baskı görecekleri ve öldürülecekleri endişesiyle iman edenlerden uzak durmuşlardır.


Bütün bu saydığımız nedenlerle iman etmekten kaçınan kişilerin, ahiretteki pişmanlık dolu ruh hali “O gün, zulmeden, ellerini (hınçla) ısırarak (şöyle) der: "Ah keşke, elçiyle birlikte bir yol edinmiş olsaydım,” (Furkan Suresi, 27) ayetiyle haber verilmektedir.


Oysa elçiler ve onunla birlikte olan samimi müminler, Allah'ın izniyle çok şerefli ve huzurlu bir hayat yaşamışlardır. Ahirette de güzel ahlaklarının, sabırlarının, salih amellerinin karşılığını en güzel şekilde alacaklardır:


Bunlar, Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'a ve elçisine itaat ederse, onu altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokar. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur. (Nisa Suresi, 13)